“Psikolog” ünvanı, Türkiye’de dört yıllık psikoloji lisans programından mezun olan kişilere verilir. “Uzman” sıfatı ise psikoloji alanında yüksek lisans programından mezun olan kişilere verilir.Sertifika programlarıyla kendisine davranış bilimleri uzmanı/ yaşam koçu diyen kişiler, genellikle psikoloji eğitimi ile alakalı olmamakla beraber, çalıştığı “danışan”larının ruh sağlığını tehlikeye atmaktadırlar.
Psikologlar zihin okumazlar, herkesle iletişimleri harika değildir, onların da sıkıntıları vardır, sihirli değneği olan kahramanlar değillerdir. Psikologlar sanıldığı gibi “dert dinlemek” üzerinden para kazanmazlar. “Gerçek” bir psikolog olmak için çok ciddi şekilde maddi ve manevi bir çaba gerekir, bu alan içerisindeki öğrenme hayatı bitmez. Bu çabaya rağmen bu toplumda yerimiz hakettiğimiz şekilde oturmuş değildir.
Her psikolog, psikoterapist olarak mezun olmamaktadır. Psikoterapist olabilmek için ruh sağlığı uzmanının bu konuda gerekli eğitimleri alarak hem teorik bilgiye hemde pratik alanda nasıl müdahale edileceğine hakim olup; kendilerinden daha tecrübeli terapistlerden supervizyon alarak, bu süreci tamamlaması gerekmektedir. Terapi, terapist ve danışan arasındaki tedavi amaçlı gerçekleşen işbirliği sürecidir. Psikanalizden bilişsel davranışçı terapiye farklı psikoterapi çeşitleri vardır. Bu psikoterapi çeşitleri farklı ekollere dayanır ve farklı tedavi stratejilerini sahiptir.Hangi ekolün kullanılacağı terapistin mesleki birikimi, hastanın probleminin iyi tanımlanması ve tedavideki ortak hedef gibi faktörler belirler. Bir psikoterapist, danışanın kendine duyduğu ihtiyacı azaltmalıdır. Mehmet Sungur hocamın bir örneği ile sonlandırmak istiyorum: Psikoterapiyi etkili silah gibi düşünebiliriz, ancak etkisi kimin kullandığına göre değişir. Ve son olarak, ruh sağlığı beden sağlığı kadar önemlidir!
Psikolog kimdir, ne yapar, ne yapmaz? Psikoterapist kimdir?
10 Ekim 2018
Genel
Düşünce-Duygu-Davranış